9 Ağustos 2012 Perşembe
Ne Yap-ma-malı?
Bugün yine "klasik" günlerimizden birine uyandık; birileri vatanımızın bütünlüğünü bozmaya çalışıyordu. Bizi çekemeyen, kardeşliğimizi kıskanan birileri. Biz o kadar savaş vermişken bu "kardeşlik" için, gelmiş üç-beş çapulcu huzurumuzu kaçırmaya çalışıyor. Türkiye bunlar çok alıştı artık, yemeyiz-tokuz böyle ufak oyunlara. Siz kim, ülke bölmek kim haddinizi bilin gafiller. Bugün ha desek esameniz okunmaz ama, dua edin ha demeden harp ediyoruz sürekli sizinle. Bekleyin, toprak diye böğüre böğüre can vereceğiniz gün yakındır, sizi pis hainler.
Bugün yine "klasik" günlerimizden birine uyandık; PKK'lı "gerillalar" Mehmetçik'i hedef almış ve hain bir pusu ile gafil avlamıştı yine. Zaten PKK'nın bilindik taktiğidir vur-kaç. Çıkamaz benim dik duruşlu askerimin karşısına, gözüne bile bakamaz o yiğidimin, pis kalleşler. Zaten onlar değil mi ki koca bir ülkeyi parçalamaya Türk'ü Kürt'e düşman etmeye çalışanlar. Olsun kardeşlerim yine başaramadılar. Tutmadı hain planları. Twitter'da elele verdi bu vatanın, bu toprağın, bu bayrağın, bu dinin insanları ve tek sıra, sımsıkı birbirlerine kenetlendiler #QehrbePkkBijiBiratî hashtagi altında. Yıkılmaz bir kubbe gibiydi adeta bu trending topic. Etnik köken filan dinlenmedi, ve bu ülke için tek yürek oldu insanımız ve bağırdı klavyesiyle; "KahrolsunPKK" diye.
Bugün yine "klasik" günlerimizden birine uyandık; bir kaç aileye haber gitti bugün, elinde yaşadığı ülkenin bayrağını taşıyan bol rütbeli bir vatan koruyucu ile, "Oğlunuz vatanı uğruna, onurlu bir şekilde, göğüs göğüse çarpışarak şehadete erdi." diye. O kadar ağlandı ki o rütbeler ufukta görününce, o kadar küfredildi ki o bayrağa -ki küfreden o bayrak için onlarca kez bir başkasına küfretmiştir-, öyle ağıtlar yakıldı ki, anlamazsınız buradan okuyarak. Bir insanın canı, esas içten yanınca acısı katlanılmaz olur ya, o annelerin, babaların gözlerinden akan ateş öyle bir yangının suyuydu ki; cehennem öyle yanmıyordur kim bilir. Akıllarından geçen o kadar çok kelime, özne, yüklem, zarf, tümleç, laf, söz, argo, küfür vardı ama onlar yine -ve belki de istemeden ama mecburen (Belki elalem ne der diye.)- en edebilerini ve en (ne yazık ki) ebedilerini seçtiler o kelimelerin ve "Vatan sağolsun." dediler. Vatan sağ idi Allah'a şükür ve bize dokunmayan yılan onları en acı ısırıkla ağlatarak daimi yaşamaya devam ediyordu.
Bugün yine "klasik" günlerimizden birine uyandık; İzmir yine, her zaman ki gibi sıcak ve bunaltıcıydı. İşlerimize, okullarımıza gittik, bazımız gitmedik evde pinekledik ve bu sürecin bir yerinde bir kaynaktan Foça'nın bile artık askere mezar olabildiği haberini gördük. İçimiz öyle bir cız etti ki neredeyse ağlayacatık, hatta bir kısmımız ağladık. Terör yine içimizi burktu, hainler yine gün yüzü göstermedi, bizi mutlu hayatımızdan etmek için askerimize saldırdı, bir de körün taşı gibi İzmir'i seçmiş bunun için. Görülmüş duyulmuş iş mi canım bu? İzmir'li gözüpektir, vatanseverdir, hele bir de ardına diğer şehirlerimizdeki vatan evlatlarını ve de "sosyal medya" kahramanlarını, ha bir de en önemlisi Ata'sını aldı mı durulmaz İzmir'linin önünde. Sloganları bellidir "Atatürk'ün Askerleriyiz Gerekirse Biz Hallederiz". Bu kadar açık ve net işte "Biz hallederiz."
Dedim ya klasik bir gündü esasında, neden böyle oldu soruları daha çok sorulmalı, bu ülkenin çocukları kimdir, aklında ne düşünceler dolaşır soruları, ben kimim ve ne düşünüyorumdan daha çok sorulmalı. PKK şunu istemiyor bunu istiyor, oy benim Kürt kardeşim, oy gadasını aldığım diyene kadar, birbirini yüzünü çevirinceye kadar pohpohlayana kadar, bir şeyleri "masaya yatırmalı.".
Bir kesim kendisini bile kandırmış bir biçimde, "Bunlar İzmir'e kadar geldiğine göre, RTE ne yapıyor başta?" dedi; halbu ki o güzelim kendini düşünüyordu sadece, "Tüh lan doğuya gitmeden de ölebilirim, hakkında o kadar atıp tuttuğum davanın ucu bana da dokunabilir." diye düşünüyordu. Olsun yine de EÜTF hınca hınç doldu kan vermek isteyenlerle, içten içe tükürüldü terörün suratına, buna da şükür. Ama eksik yine beyinlerdeydi, yine dillendi "Ata'm sen kalk ben yatam."cılar. Bu şehir o kadar bel bağlar ki Atatürk'e, görsen putperestlik geri geldi zannedersin. Atatürk bunun için mi bu kadar şey yaptı, sağolsun varolsun bizi bugünlere getirdi, hepsi bunlar için miydi bilmem ama ne yazık ki Atatürk bir kesim için Buda olma yolunda ilerliyor. Belki bu olay sayesinde iyi de bir şey oldu "ucundan", "Gavur İzmir!"ciler utandı biraz. Ha onlar utanınca iş değişti mi? Değişir mi, biz en eski faşist kimse ondan gelmeyiz, artık bundan eminim. Gavurluk elden gidince ,yafta olarak, başladılar; Foça halkı PKK'ya yardım ediyor, #focayiyakin demeye. En kötüsü ise bunun için bile örnek olarak Atatürk gösterildi, Menemen olayı gösterildi. Görüyorsunuz; o kadar işine geldiği gibi anlayan bir halkımız var ki, Ata'sını işine nasıl gelirse öyle anlıyor.
Bugün yine ölümden prim yapıldı, yine klavyenin delikanlıları, haskantırcılar çıktı ortaya, twitterı, facebooku dar ettiler PKK'cılara. Peki PKK'cı Kürt'ler ne yaptı? Gördüğüm kadarıyla bir kısmı güldü. Ateş beklenmeyen yerden gelince ne bok yiyeceğini bilemeyen bizi görünce güldüler biraz, anında birbirimizi satışımızı, birbirimize düşüşümüzü görünce, o kardeşliğin kendi içimizde bile ne kadar yalan olduğunu görünce güldüler biraz. Haklı gibiydiler. Ne istediklerini onlar tam biliyor mu bilmem ama ben onların ne istediklerini cidden bilmiyorum, tıpkı sizin bilmediğiniz gibi. Çİft taraf parazit miyiz, bu böyle gitmez mi onu da bilmiyorum. Mutluluk nasıl gelir, onu ucundan biliyor gibiyim; siz nasıl dost sohbetlerinde, sosyal medyada veya özel kanallarınızda düşüncelerinizi söylüyor ve duyurmak istiyorsanız, ben de duyurmak istiyorum, ama, bunu artık böyle yazarak değil, elimize silahı almasak da pankartı, veya en azından yumruğumuzu alarak sokağa çıkmamız gerektiğini, bizi yönetenleri indirmemiz gerektiğini, kardeşliğin "babalar"la değil bizimle geleceğini düşünüyorum. "Şehit" için değil, "Ölü ele geçirilen" için değil, kendimiz için bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyorum.
Ne uğruna ölürse ölsün, her ölünün saygıyı hakettiğini bildiğim gibi, hiçbir ölünün de bir nefesten kıymetli olmadığını biliyorum. Beraber nefes alacağımız günü bekliyorum.
