15 Ocak 2012 Pazar

Gerçek Piç

Bir insanı unutmak için bir başkasını kullanmak kadar pis bir şey yoktur insanın şu dünyada işlediği günahlar arasında. Tıpkı evin pisliğini halının altına süpürmek gibidir. İnsanları kandırabilirsin böyle yaparak, hatta kendini de, ama içindeki o masumiyete -eğer varsa- asla karşı koyamazsın. O bilir içindeki kanalizasyonların hangi güzel denizleri kirlettiğini ve ne kadar pis koktuğunu, en güzel sakin havaları, sarı-yeşil baharları o kokunla mahvettiğini. Pislik muamelesi yapıp bir sevilene, başka bir sevileni halı gibi ayaklar altında ezmektir bu yapılan. Halı ne kadar süslü püslü, ne kadar çekici ve ne kadar güzel olursa olsun, altındaki kirin, pisliğin kabartısı ayakları rahatsız edecek, o halı üzerinde bir gönül rahatlığı olmayacaktır elbet. Halı da altındaki pisliği hissedecektir, o da kirlenecektir görünmeyen yüzüyle en nihayet, ve kir dolarak siyaha boyanacaktır içten içe. Bir insanı bir insan ile unutma aldatmacası oynamak, ağlamaktan gözlerde oluşan kahverengi çirkin halkaları siyah koskocaman güneş gözlükleriyle gizlemeye benzer. İnsanlar seni güzel görebilir, sen aynada kendini beğenebilirsin ama çirkinliğin sadece bir cam parçasının varlığıyla örtünmüştür, elbet cam kırılır halkalar merhaba der gerçeğe ve mutsuzluğa. O camlar nice gözler kanatır, nice kabuk tutmamış yaranın pansuman sebebi olur. Bir insanı bir insanla unutmaya çalışmak oturup kendine tecavüz etmeye benzer, vücut değildir kirlenen, ruh ağlamaya başlar acıdan, kendini zevke bıraksan da doğacak çocuk bir piçtir sadece. Bir insanı unutmak için bir insanı kullanmak kendi picini kendin doğurmaktır, piçliğini umursamadan.