17 Haziran 2012 Pazar

Ne demiş Sait Faik; "Yazmasam delirecektim."

Bir insanın sahtesi olmak nasıldır bilir misiniz siz? Öyle yalan bir insan olmak değil bu, taklitçilik filan da değil. Kurulan dünyaların değil de, kurgulanan hayallerin kurşun askeri olmak bu. Öyle bir sahtelik ki bu; aynadaki yansımanıza güveniniz kalmıyor.
Hani kanamasam canlı olduğumu hissetmeyecegim, o derece. Bir insanın yalanı olmak nedir bilir misiniz siz? Her yalanının içinde varolmak, gerçeğe dönüş vakti geldiğinde ortada kalmak, dımdızlak. Sarıldığınız beden bazen ten değil de plastik hissi verdi mi size hiç? Özlemediniz mi siz de bazen adam gibi sarılmaları? Eriyecekken bir derin nefeste, nefesiniz kesilmedi mi sizin de yalandan örülü bir kafeste? Yaşamadınız mı ha, hiç yaşamadınız mı sahteliği, o vakur, o kendine has üslubu olan ezikliği? Öyle içine kapanık ve kırılgan ama güçlü görünen ruh hallerini yaşamadınız mı? Sevmediniz mi bazen elmayı, o sizi sevmeyecek olsa da? Sarılmadınız mı hiç, umut dünyasında bile var olamayana? Değil mi hepimizin en yakını gece sabahlara kadar sarıldığı yorganı? En çok ağladığımızı gören, yaşımızı silen yastıklarımız değil mi? Kimi, neden kandırıyoruz o zaman, niye bu hayaller? Baktıkça etrafınıza, baktıkça pus içinde aynalarınıza iğrenmiyor musunuz bu sahtelikten? O kadar sahtesiniz ki, hayal kurmaktan korkar oldum. O kadar sahteyim ki kendime bile sarılamıyorum; aslında yokum diye. Yok isem neden korkayım ki ben? Siz hiç düşündünüz mü sahte olmak neden korkutur diye? Ben söyleyeyim; insan ne yazık ki her şeyden önce hayallerini satar diye.