4 Mayıs 2012 Cuma
Yokum
Adım Yok, soyadım Varolmadı. Size bu satırları bir sedyeden yazıyorum, Beni en son canlı gören, belki nefes aldığımı başkalarına da gösterme umuduyla çırpınan son kişilerin yanından. Onlar beni tanımıyorlar, ben de onları tanımıyorum ama nedir bu keşmekeş, bu hezeyan, bu acele, ne diye tepiniyorlar tepemde bilmiyorum. Ben bir tercih yaptım, -haberleri var veya yok- ama bu tercihimi görmezden gelmeyi seçiyor bu tanımadıklarım. Bir daha nefes almam onlar için ne ifade ediyor bilmiyorum, onlar da benim bir daha nefes almak istemediğimi. 19 yaşındayım, 19 yaşında olacağım, hep 19 kalacağım, genç, biraz da güzel, hep böyle hatırlanacağım. Bir kez evlendim, bir çocuğum var, bir kez boşandım, şimdi başka bir sevgilim var, daha doğrusu vardı, onun da şimdi başka bir sevgilisi var, bir ablam var, o da evli, onun da bir kocası var, kocasının da çekmek zorunda olduğu bir cezası var, hapiste şimdi. Bir annem var, epey yaşlı. Bir annem var, bizi bilmiyor, kimiz, neyiz, ne yapıoyoruz, işimiz ne, nerede çalışıyoruz, kimlerle geziyoruz, ne için yaşıyoruz bilmeyen bir annem var. Bu kadar "var" var iken artık ben yokum. Benim için debelenen o kadar insana inat ben yokum. Öldüm. ölümümü 2 saat sonra anladı annem ve ablam, öğrendiler ama anlayamadılar ölümümü. Bana 2 saat sonra ağlamaya başladılar. Ölümüm bu kadar erken gelmişken ağıtımın bu kadar geç gelmesi sizce de ironik değil mi?
