28 Nisan 2012 Cumartesi

Kısalar 1

Eve geldiğimizde saat çok geçti, yorgun ve kırılgandık, yavaşça yerlerimize oturduk, bilemiyorum alkolün verdiği özgüven mi, sevmenin içle dışı bir ayna gibi yapması mıdır nedeni, duramadım, kulağına eğilip ürkekçe "Sevişelim" dedim. Geri çekildi ve usul bir sesle "Olur" deyip soyunmaya başladı. O an anladım ki aramızda bir kaç kumaştan daha fazla mesafe varmış. O yeni moda sevişirken ben sevip sevilmeye aç kalmışım çıplak sofralarında. Soyundu, soyunmamı emretti, soyundum, soyundukça örttüm gözlerimi, yatağa uzandık, öylece durdum, yaklaştı, sevişti, sevişmiş sayıldık. "Gelmedin sen, neden?" dedi, "Sen de bana bir türlü gelmedin, gelemedin." diyemedim. Boş boş suratına baktım bir süre, erkek de, keş de bendim ama, sigarayı o yaktı, o an sigaranın ucunda yanan bendim sanki. Dayanamadım daha fazla, suratına baktım, biraz dayandım, "Yorgunum, başım ağrıyor." dedim, uyudum, o da uyumuş. Sabah uyandığımda yoktu. "İşim var, erken çıkmak zorundayım, görüşürüz, KİB" yazmış banyodaki aynaya iliştirilmiş küçük not kağıdına. Sevmenin zor olduğunu, sevmeden sevişen, sizi işerken hatırlayan birini sevdiğinizde anlıyorsunuz. Temizlenmek istedim, temizlenmeliydim, tüm kirlerimden, kirlerinden, duş aldım, su o kadar sıcaktı ki; derimi akıtıp götürdü, giyindim, işe giderken çöpe attım, tüm sevişmelerimi, boş kondom paketlerini. Ne sevilecek biri kaldı elimde, ne de beni sevecek bir vücuda ihtiyacım.