Islandıkça anlıyorsun geçtiğini zamanın, öldüğünde yıkanmana bile gerek yok, sırılsıklamsın, için dışın gözyaşı, bereket gibisin toprağa, ne çiçeklerde can bulacaksın kim bilir, ne gözyaşları akacak ardından, ne cümleler söylenecek; içi dolu kibir, her hangi bir iskeletsin artık sen de, ne yaşadın ne öldün, bir akşam vaktiydi ömrün, daha horoz kalkmadan, geldiğin toprağa döndün. Güle güle sevilen, gülerek gidilir mi gittiğin yolda bilmem, buluşuruz belki bir gün yine, belki de kibrimden ölmem.